9 Ekim 2025 Perşembe

Üzüntü İçin Bir Sığınak

 

Üzüntü İçin Bir Sığınak, Paslanmak, Davetsiz Misafir ve Uzun Hikâyem

Anne Booth yazmış, David Litchfield resimlemiş, Gamze Özdemir çevirmiş ve çok özel bir isim de hediye edince, bana da okumak düştü. Darısı başınıza diyelim ve aylar sonra beni kitap okumaya döndüren bu güzel resimli kitapla yeni bir sezonun açılışını yapalım.

Uzun bir ara sonrası haftada bire tekrar ineceğiz. Aynı ilk zamanlar olduğu gibi ve mümkün olduğunca daha kısa yazılarla karşınızda olmaya çalışacağım. Öyle eskisi gibi saatlerce süren yazılar olmayacak, olursa bile onları da bölmeyi düşünüyorum artık.

Gerçi şu an için böyle düşünüyorum ama bakalım zaman ne gösterecek. Hiç belli olmaz! Uzun Hikâye’de Zafer Algöz’ün oynadığı karakterin söylediği gibi… O filmde ne kadar güzeldi. Yıllar sonra tekrar izledim, izleme şansı buldum. Çok, çok bambaşka bir film. Kitabı hüzünlü bitse bile filmi mutlu sonla biten, tek değildir muhtemelen ama benim bildiğim tek örnek. Varsa onun gibi başka kitabıyla filminin sonları farklı olan, yazmayın. Yazarsanız da çünkü spoiler olur. O zaman bu kitap için değil belki ama bir şekilde — onu siz daha iyi bilirsiniz nasıl yapabileceğinizi — başka bir kitabın altına “Ya şunun da bak hem filmi var hem kitabı var oku” diyebilirsiniz o zaman spoiler olmaz. Biraz uyanık olun yani.

Çok çok güzel bir kitapla bugün karşınızdayım. Katkıda bulunanların isimlerin telaffuzları biraz zor ama orijinal adı “A Shelter For Sadness” olan ve ileride çocuklarıma okumak isteyeceğim kadar güzel olan bu kitabı Ketebe Yayınları tarafından Eylül 2023'te çıkan 3. baskısından okudum. Ve dedim ki neden benim de üçüncü sezonun açılışı aylar sonra beni kitap okumaya döndüren bu güzel resimli kitapla olmasın? Çünkü bu kadar uzun bir aradan sonra, biraz konuşmayı da unuttum. Sanki öyle hissediyorum. En azından mikrofona konuşmayı, ara verince yapma unutuyor muyuz? Unutmuyoruz ama bir paslanma hale gibi bir şey geliyor. Sanki konuşulmayınca, bazı şeylerden bahsetmeyince, halının altına süpürünce. Bu arada halı süpürmek falan ne kadar zormuş ya? Yani yıllar sonra biraz temizlik işlerine de girişmek zorunda kaldım. Evet, evet, son bir ayda yani zaten neler geçti başından anlatsam inanmazsınız, biraz da o yüzden ara vermek zorunda kaldım.

Zorunlu bir ara gibi bir şey oldu bu aslında benim için, ne kadar çok yorulmuşum. Onu da fark ettim. Ne kadar az dinlendiğimi de dinlenmek yani günde 2-3 saatlik uykularla, bir yere kadar iyi de götürdüm aslında ama yok yani yok. Aslında biz bunu konuşmadık, konuşamadık.
Yıllarca bunlar dile getirilmedi. Çocuklarımızdan hep sakladık, ölüm yokmuş gibi hayatta üzülmek yokmuş gibi davrandık. Hep mutlu olmak zorundaymışız gibi. Böyle olunca da insan üzülünce ne yapacağını şaşırıyor, bilemiyor. Yani böyle bir kitap, yok. Yoktu, bizim zamanımızda görüyorsunuz işte, 2023'te çıkmış. Uykuda bir ihtiyaç dinlenmek gerekiyor ve üzüntü de aynı şekilde bir ihtiyaç. Ve kitap şu cümleyle başlıyor:

Üzüntü benimle yaşamaya geldiğinde ona bir sığınak yapmaya karar verdim.”

Resimli bir kitap bu ve başta da okuduğum gibi David Litchfield ne kadar güzel çizmiş bu kitapta. Üzüntüyü, çocuğu falan, el ele tutuşmaları, beraber bir kütüğün üstünde oturmaları, çocuğun üzüntüye ayırdığı bahçe… Çünkü üzüntü bazen bizle yaşamaya gelir ve daha önce onla karşılaşacağımızı da kimse söylemediği için ne yapacağımız şaşırırız.

Davetsiz bir misafir gibi olur ama bir Tanrı misafiridir yani aslında. Çok çok kıymetlidir. Bu kitap işte onun farkında olmayı sağlıyor. Belki de o yüzden bence sadece çocukların değil, her yaştan insanın okuması ve özellikle anne babaların da çocuklarına okuması gereken güzel bir kitap.

“Ona küçük bir de bahçe vereceğim. İlkbaharda kuşlar gelecek ve yuva yapacaklar.”

Burası da çok güzeldi. Sonra diğer bütün mevsimleri de sayıyor. Yaz özellikle zaten güzeldi ama bahar artık baharları da ayrı bir seviyorum ve bir de bu kitabı resimlerinden bağımsız düşünmek mümkün değil. Yine en sevdiğim resimlerden birinde küçük çocuğun elindeki tepside iki bardak çay (ya da belki de kahve, bilemezsiniz) götürdüğünü gördüğümüz resimde de şunlar yazıyor:

“Bazı zamanlar onu daha sık ziyaret edeceğim.”

Çünkü bazen daha çok üzülmeye ihtiyaç duyarız. Bizi daha çok üzerler. Bir şeylerin etkisi ne kadar uzun sürüyorsa aslında o kadar güçlüdür, kuvvetlidir. Hemen bir sayfa sonra da bana BoJack’in finalini hatırlatan o cümleler geliyor:

“Bazen de hiçbir şey konuşmadan öylece yan yana oturacağız…”

Biraz daha böyle sonuç odaklı insanlar, ya tamam hadi ziyaret ettik üzüntüyü yine. Peki ne yapacağız, diye sorabilirler. Bir şey yapmak zorunda değiliz. Çok basit. Aslında her şeyi karmaşıklaştıran bizleriz, illa bir şey yapmak zorunda değilsiniz. Bazen hiç konuşmadan da öyle yan yana oturabilirsiniz, onu dinleyebilirsiniz. Önemli olan bu kadar birlikte olmaktır. Sadece aynı havayı solumak bile yeterlidir.

Üzüntü için bir sığınak güzel, çok güzel bir kitaptı. O yüzden bana da ayrıca güç veren, ilham olan, veren hayaller kurduran, hayata ve podcast de aynı şekilde kitap okumaya devam etmem gerektiğinin bir resmi gibi bir şey oldu. Yani onu hatırlayacağım hep. O yüzden de bu sezonun başlangıcını bu kitap yapmak istedim.

Açılış cümlemi değiştirdim ama artık kapanış için bir şey söylemek istemiyorum. Hep aynı şeyleri söylemek istemiyorum. En azından hadi açılış neyse, o dursun ama bu tabii ki hayatı sevdiklerinizle paylaşmamanız gerektiğini göstermiyor. Ben bile burada şu an aslında bunu yapıyorum. Farkında olmadan bunca zaman hep bunu yapmışım. Öyle alelade yazdığım bir kapanış cümlesi değilmiş, çok teşekkür ediyorum beni yalnız bırakmadığınız, buraya kadar gelip vakit ayırdığınız için. Biz de üzüntü için bir sığınak yapalım ve zaman zaman onu orada ziyaret edelim. Çünkü yalnızlık çok zor, hayat yalnız yaşanamayacak kadar uzun ama bir yandan da tıpkı bu kitap gibi kısa, geçip gidiyor.

Beni bu yazarla ve bu kitapla tanıştıran isme de buradan çok teşekkür etmek istiyorum. Yok mu bunun bir ismi? Niye, sanki söyleyemiyormuşum gibi de olmasın. Yazdım aslında burada koskoca bir hikâye. 27 dakikayı aşan, mediumda bir yazı yazdım. O da biraz böyle karamsar, üzüntü için bir sığınak gibi bir şey oldu aslında benim için ama merak etmeyin onun bambaşka bir devamı olacak. Ben onu da yazabilirsem, bu ay içinde tamamlamak istiyorum. Çok iyi bakın kendinize, görüşmek dileğiyle.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder