18 Aralık 2025 Perşembe

Karnak Kafe

 

Karnak Kafe, Üçüncü Kişi Olmak, Birer Gün Çalışan İki Muhasebeci, Reddedilmekten Kötüsü, Otorite Figürleri, KDV Tartışmak ve Dil Mevzusu






11 Aralık 2025 Perşembe

Raşōmon

 

Raşōmon, Kafeden Elektrik Almak, Tehlikeli Uygulamalar, Otobüste Sabah Sayfaları ve Yazarken Gelen Sarhoşluk




4 Aralık 2025 Perşembe

Candide ya da İyimserlik

 

Candide ya da İyimserlik, Livre de Chevet, Yazmaya Üşenmek, Kendi Yapay Zekamız, Bugonia ve Fanlık




27 Kasım 2025 Perşembe

Kitaplar ve Sigaralar

 

Kitaplar ve Sigaralar, Mesleklerin İç Yüzü, Hata Yapan Programlar, Seçme Özgürlüğü ve Hiç Değişmeyen Bilim




20 Kasım 2025 Perşembe

Kendini Arayan İnsan

 

Kendini Arayan İnsan, Hep Aynı Yolda Gitmek, Zamanı Damgalamak, Bir Çılgınlık Yapmak ve Louvre Müzesi’nin Soyulması




13 Kasım 2025 Perşembe

Çay Kitabı

 

Çay Kitabı, Dikkat Etmeye Kalkmak, Çeviri, Sanat, Kibir, Boşluk ve Saygısız Sevginin Sonu




6 Kasım 2025 Perşembe

Gecenin Sonuna Yolculuk

 

Gecenin Sonuna Yolculuk, Göz Açtıran İç Kararması, Uykuda Şiir Ezberlemek ve Halının Altına Süpürdüklerimiz




23 Ekim 2025 Perşembe

Psiko Analist

 

Psiko Analist, Hayatın Akışı, Baştan Başlamak, Okurken Sesini Duymak, Yaptıkça Zorlaşan Tek Şey ve Bol Şekerli Sütlü Kahve İçmem







16 Ekim 2025 Perşembe

İletişim Donanımları

 

İletişim Donanımları, Günlük Hediyeler ve O mu Bu mu Zihniyeti




9 Ekim 2025 Perşembe

Üzüntü İçin Bir Sığınak

 

Üzüntü İçin Bir Sığınak, Paslanmak, Davetsiz Misafir ve Uzun Hikâyem




25 Ağustos 2025 Pazartesi

Kırmızı Başlıklı Yazı

 

Kırmızı Başlıklı Yazı

İlk defa fantastik bir hikâye yazmaya çalıştım. Daha da önemlisi bin kelimeyi geçmemeyi ve tam bin kelimeye sığdırmayı başardım. Her türlü yorum, öneri ve eleştirinize açığım.



Ali o gün yazmaktan vazgeçmişti. Çünkü küçücük parmakları kurşun kalemi tutmaktan yara olmuştu. Bu acıya daha fazla dayanamayacağını düşünerek babasının yanına gitti.

“Ben artık okula gitmeyeceğim.” dedi ve anlatmaya başladı. Günlerdir aynı şeyleri defterine çizmekten bıkmıştı. Üstelik parmakları da acıyordu. Zaten okuma yazma öğrenmek hiç öyle hayallerindeki gibi değildi.

Sınıfta tahtaya yazılan cümleler bir türlü gözünün önünde canlanmıyordu. Dahası bunlar hiç çizgi romanlarda geçebilecek cümlelere de benzemiyordu. Boşuna diretmişti okula başlamak için.

Babası bunları duyunca üzüldü. Ali’nin elini tuttu, öptü, kokladı minicik parmaklarını. Ne diyeceğini bilemedi bir an ama beklenmedik şekilde hak verdi oğluna. “Doğru söylüyorsun” dedi. Biraz duraksadıktan sonra: “Yazmak çok zor bir şeydir. Fakat sana yarın çok güzel bir kalem alacağım. Gör bak onunla ne kolay yazacaksın. Yazdığın her şey de gözünün önüne gelecek. Tıpkı benim sana küçükken okuduğum masallarda olduğu gibi.” dedi ve sordu: “Hatırlıyor musun sana ilk okuduğum masalı?”

“KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ”, diye bağırdı Ali.

İlk defa ödevini bile bitirmeden yattı o gece. Yarın sabah yine okula gidecekti ama onu uyutmayan kalemin hayaliydi. Acaba nasıl bir kalemdi bu? Sınıfta da görmüştü arkadaşlarında değişik değişik kalemler. Öğretmen de bazen tükenmez kalem diye bir şeyle yazıyordu. Ali’nin gözünden kaçmamıştı bu. Sonra sorup öğrenmişti ne olduğunu. Silinmiyordu onunla yazılanlar. Bu yüzden onların kullanması yasaktı. Ya babam bunu bilmiyorsa ve bana bir tükenmez kalem alırsa diye korktu ama küçük bedeni uykuya daha fazla direnememişti...

Rüyasında babası, siyah bir kutu içerisinde güzel bir kalem hediye etti ona. Kutuyu açtıktan sonra ise konuşmaya başlamıştı kalem. “Benimle yazdığın her şey, gözünde canlanacak!” dedi. Anlayamamış, bunun nasıl olacağını soracak olmuştu ki babasının karşısında olmadığını fark etti. Annesinin olduğu yerde de öğretmeni vardı şimdi. Birden sınıfındaydı ve herkes defterine eğik çizgiler çiziyordu. Çizgiler aniden defterden fırlamış, karşısında yüzlerce büyüklü küçüklü şekilde dizilmiş, yavaş yavaş üzerine geliyordu…

Annesinin sesiyle uyandı ama hiç uyuyamamış gibi yorgundu. Normalde olsa kahvaltıyı gözü görmezdi. Ancak yeniden uyumaya kalkarsa gördüğü kâbusun devam etmesinden korkuyordu. İstemeye istemeye bir şeyler yedi ve önlüğünü giyip çantasını sırtlandı.

Dersler bitmek bilmedi bir türlü. Teneffüsler bile sıkıcı geliyordu artık. Aklı fikri akşam gelecek olan kalemdeydi. Acaba yazarken her şey nasıl canlanacaktı? Okumayı öğrenmek hiç beklediği gibi kolay değildi ama yine babası anlatmıştı bir keresinde: “Okumak; yemek, içmek gibi bir ihtiyaçtı.

Babasına asansördeki rakamların altındaki noktaları sorduğunda Braille alfabesinden bile bahsetmişti ona. İnsan göremese bile kabartılmış bu noktalar sayesinde okuyabiliyordu. Çünkü insan okumazsa bunun açlığını yaşardı. Babasının bu akşam getireceği kalemle hâlâ yazmakta zorluk çekiyorsa eğer, en azından okumayı sökene kadar yazmaya devam edecekti. Dün bunun sözünü vermişti.

Eve döndüğünde artık bütün harfleri bitirdiklerini söyledi annesine ve yarın fişlere geçeceklerinin müjdesini verdi. Hemen çantasını çıkarıp salona koştu. Televizyonun karşısına kuruldu. Çizgi film seyretme bahanesiyle babasını beklemeye koyuldu.

Aradan birkaç saat geçip akşam yemeği vakti gelince zil çaldı. Sanki zile ses veren kuşun sesi bile bir başka çıkıyordu. Kapıyı açınca hiç ummadığı bir manzarayla karşılaştı.

Babasının elinde rüyasında gördüğü o siyah kutunun aynısı duruyordu. Birden korktu. Sakın bu kalem de kalkıp benimle konuşmaya başlamasın, diye düşündü. Oğlunun yüzündeki değişimi fark eden babası, kutuyu beğenmediğini zannedip endişelendi. Lakin durumun çok daha ciddi olduğunu yemekte Ali’nin rüyasını anlatmasıyla anlayacaktı…

Yemekten sonra sihirli kalem diye bir şey olmadığını öğrendi Ali. Asıl sihir yazmaktı. Bütün bu tekrarları, aynı çizgileri çizmeyi hep alışsın diye yapmışlardı. İşin bundan sonrası kolaydı. Öyle demişti babası. Önce okumayı sökecekti. Sonra da başından geçen bütün maceraları yazabilecekti.

O siyah kutudan 0.7 uçlu ve hemen tepesinde döndürdükçe içinden beyaz bir silgi çıkan, siyah bir kalem çıktı. Tutuşu kolaylaştıran yumuşak bölümü sayesinde artık yazarken eli de acımıyordu. Yarın okulda başlayacakları fişleri düşünerek, elinde kalemiyle uykuya daldı…

“Ali ata bak.”

Böyle seslenmişti sınıfa öğretmeni. Ali şaşırmış, atın burada ne işi var diye düşünmüştü. Tüm sınıf tekrarlayınca çaresizce sürüye uyup bağırdı:

“ALİ ATA BAK.”

Şimdi bu cümleyi bir sayfa boyunca her satıra yazacaklardı. Yine başlamıştı işte. Aynı çizgileri çizmiyorlardı belki ama aynı harfleri yazıp durmaya devam ediyorlardı. Üstelik ortada ne at vardı ne de ona atı işaret eden birileri. O halde ne diye bağırmıştı hepsi birden Ali diye.

Sonra yeni kalemiyle yazmaya başladı. Ali ata bak. Gözünün önüne hiçbir şey gelmiyordu. Harflerin tamamını öğrenmişti. Arkadaşlarının çoğu rahatlıkla okuyabiliyordu. Ama bu cümle ona çok saçma gelmişti bir kere. Hiçbir mantığı yoktu. Sonra o inanılmaz olay gerçekleşti. Kalem dile gelmemişti fakat eli bir refleks gibi müthiş bir hızla yazmaya başlamıştı:

“Harflerin üzerine dokun.”

Yazdığı bu cümleyi okumaya çalışırken şok oldu. Okuyabiliyordu ama bunu ona kim yazdırmıştı? Daha önce yazdıkları gibi bir yere bakarak da yazmamıştı üstelik. Sonra işaret parmağıyla “Ali ata bak.” cümlesinin üzerine doğru yaklaştı. Olacaklardan korkmasına rağmen kendisinde bunu yapmaktan alıkoyacak bir güç bulamıyordu.

A harfi birden küçük bir eve dönüştü. Evin içinden l harfi gibi duran babası çıkmıştı. Kendisini ona bakan küçük bir i harfi olarak gördü. Daha babasının sesini duymadan “ata” iki tekerlekli bir bisiklete dönüştü. Tıpkı okumayı söktüğünde babasının alacağı bisiklete benziyordu. Ali buna artık şaşıramıyordu bile. Derken babası seslendi: “Ali ata bak.” O anda eski filmlerde gördüğü gibi arkası kapalı bir at arabasına dönüşmüştü ve harfleri. Küçük harfiyse şaha kalkmış bir at halini almıştı.

Heyecanla ayağa fırlayıp “Okumayı öğrendim!” diye bağırdı.

Herkesin neden bağırdığını, o atın ne kadar güzel durduğunu, okumanın, yazmanın ne kadar büyüleyici bir şey olduğunu sonunda anlamıştı. Bunu herkese anlatmalıyız, o atı herkese göstermeliyiz diye düşünürken, elindeki kalem onu yazmaya zorladı:

“Bu sır aramızda kalmalı.”

Ama neden”, dedi Ali. O sırada öğretmeni uyardı. Bu kez sesi gereğinden fazla çıkmıştı. Tekrar yazmaya, yazarken bir yandan da okumaya başladı:

“Söylersen, inanmazlar.”

“O zaman babama söylesem,” dedi Ali. “O bana hep inanır.” Yeniden yazmaya başladı:

“Ona bu yazıyı oku.”

Kendi kendine konuşmuyor, kendi kendine yazışıyordu artık. Bu eşsiz bir deneyimdi. Sonra öğretmeninin ısrarla söylediği şeyi -kırmızı kalemle bir başlık yazması gerektiğini- hatırladı. Ve babasının aldığı bu kalemle yazmazsa, böyle yazamayacağını çok iyi biliyordu. Bunları düşünürken kendiliğinden yazmaya devam etti:

“Kırmızı yazmak için kırmızı kaleme ihtiyacın yok.”

Bu defa kalemin ne demek istediğini anlayamadı ama eli çoktan sayfanın başındaki büyük boşluğa doğru yönelmişti. Yazarken gözünün önüne babasının ona okuduğu ilk masal olan kırmızı başlıklı kız geldi. O da bu akşam ilk yazısını babasına okuyacaktı.


21 Ağustos 2025 Perşembe

Yaşama Tutunmak İçin Nedenler

 

Yaşama Tutunmak İçin Nedenler, Aynı Şeyleri Sevmek, Yalnız Olmadığını Bilmek ve Kitaplara Sarılmak




18 Ağustos 2025 Pazartesi

Soytarı Çiçekleri

 

Soytarı Çiçekleri, Hayatın Çelişkileri, Gülünç Hallerimiz ve Sürekli Söylediğimiz Sözler




14 Ağustos 2025 Perşembe

Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

 

Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu, Önkoşullar, Sonsuzluk, Ölümlülük ve Aracılık




11 Ağustos 2025 Pazartesi

Değişim

 

Değişim, İlk Gelen Teknoloji, Prototip İnsanlar ve Önemli Arkadaşlar




7 Ağustos 2025 Perşembe

Zargana

 

Zargana, Kendi Hayatında Kaybolmak ve 6 Gün İş, Yol + Yemek + Dolgun Ücret




4 Ağustos 2025 Pazartesi

Kiraz Çiçeklerinin Altında

 

Kiraz Çiçeklerinin Altında, Sonsuz İstekler, Usta Eller, Reacher ve Station 11




31 Temmuz 2025 Perşembe

Matmazel Noraliya’nın Koltuğu

 

Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, Yorgunluk, Dalgınlık, Arzu ve İrade Salonları




28 Temmuz 2025 Pazartesi

Gölgeye Övgü

 

Gölgeye Övgü, Podcast Nasıl Dinlenmeli ve Ortaya Karışık Medeniyet




24 Temmuz 2025 Perşembe

İmajınızı Nasıl Alırsınız

 

İmajınızı Nasıl Alırsınız, Mülakat Tüyoları, Sunum Teknikleri ve Beni Şikayet Eden Gıcık Kız




21 Temmuz 2025 Pazartesi

İnsanlığımı Yitirirken

İnsanlığımı Yitirirken, Hediyeyle Şekil Verme ve Yorumlarda Gerçekten Bilmeyerek Yanlış Anlaşılmam

Osamu Dazai ve onun yıllardır okumaya korktuğum kitabı İnsanlığımı Yitirirken ile karşınızdayım. Hiç de öyle normal bir insanı bile depresyona sokabilecek bir kitap değilmiş aslında. Boşu boşuna bekletmişim bu zamana kadar diye düşündüm bu romanı bitirdikten sonra.





17 Temmuz 2025 Perşembe

Kuş Köprü

 

Kuş Köprü, Geçemediğimiz Sınavlar, Seçemediğimiz Hayatlar ve Kıramadığımız Tuğlalar

Sencer Olgun’un ilk romanı olan Kuş Köprü’ye sonunda başlayabildim. Uzun süredir aklımdaydı aslında ama en azından şöyle bir hafta gibi kafamı tamamen toplayabileceğim bir zaman dilimini beklemiştim. Ancak bitirdikten sonra o kadar etkilendim ki, kendimi toparlamam da iki, üç günümü aldı diyebilirim.





14 Temmuz 2025 Pazartesi

Bir Budalanın Yaşamı

 

Bir Budalanın Yaşamı, Berbat Eşler, Hayırsız Evlatlar, Kötü Babalar, Hayaller ve İnançlar

Bugün Ryunosuke Akutagawa’nın “Bir Budalanın Yaşamı” kitabından bahsetmek istiyorum. Daha önce “Cehennem Manzarası”nı okumuştum ve kendisiyle o kitap sayesinde tanışmıştım. Şimdi ise sanki biraz da beni anlatıyormuş gibi hissettiğim “Bir Budalanın Yaşamı” ile karşılaştım.





10 Temmuz 2025 Perşembe

Kayıp Arkadaş

 

Kayıp Arkadaş, Günümüzün Gözetleme Kuleleri, Tarihi Yazanlar ve Hesaba Katılmayan İnsanlar

Bu kitabı okuyalı aslında yaklaşık bir hafta kadar oldu ve o bir hafta içinde başka herhangi bir şey okuyamadım. Bu kitabı da oldukça uzun bir sürede bitirebildim. Uzun zamandır böyle bir okuma tıkanıklığı yaşamamıştım — bazen böyle durumlar olabiliyor tabii.




7 Temmuz 2025 Pazartesi

Burçlar

 

Burçlar, Astrologlar, Müneccimler, Yıldızlar ve Zararların En Dehşetlisi

Dr. Sevim Asımgil tarafından yazılan Burçlar kitabını kütüphanede görünce şöyle bir bakayım dedim ve yaklaşık bir saatte nasıl bitti ben de anlamadım. 2012 yılından beri neredeyse her sene ödünç alınmış ve kitabın birçok yeri çizilmiş, karalanmıştı.





3 Temmuz 2025 Perşembe

Cehennem Manzarası

 

Cehennem Manzarası, Mükemmeliyetçi İşkolikler, Gösterişçi Hayırseverler ve Rengarenk Örümcek Ağları

Ryünosuke Akutagawa, Cehennem Manzarası kitabında sadece birkaç sayfa sürse de bir kısa hikâye daha var: Örümcek İpliği. Japon kısa hikâyeciliğinin babası olarak biliniyormuş zaten yazarımız ve gerçekten bu iki hikâye de çok çarpıcı.




30 Haziran 2025 Pazartesi

Kıskanmak

 

Kıskanmak, Zorlama Negatif Karakterler, Sıfır Sorumluluk ve Sinsilik

Nahid Sırrı Örik’in Kıskanmak kitabından bahsedeceğim bugün. Her ne kadar, uzun bir süre bahsetmemeyi düşünsem de yine de okuduk madem o kadar -üstelik bir de okuma grubumla okuduğum için bu kitabı- derinlemesine de inceledik.





26 Haziran 2025 Perşembe

Kinyas ve Kayra

 

Kinyas ve Kayra, Asgari Disiplin, İğrenç Gelenekler ve Dumanla Haberleşmek

Hakan Günday ve onun sürekli alıntılarıyla karşılaştığım kitabı Kinyas ve Kayra’dan bahsedeceğim bugün sizlere. Açıkçası bu kitabın böyle biteceğini, başlarda beni bu kadar kötü hissettirirmiş sonunda beni bu kadar şaşırtacağını hatta yer yer ağlatacağını asla tahmin edemezdim.





23 Haziran 2025 Pazartesi

Ceza Sömürgesi

 

Ceza Sömürgesi, Distopyanın Görevi, İnsanlık Suçu ve Dip Noktası

Franz Kafka’nın daha önce okuyup okumadığımı hatırlamadığım ve o yüzden tekrar okuduğum Ceza Sömürgesi’nden bahsedeceğim bugün sizlere.





19 Haziran 2025 Perşembe

Bir Romanın Hikâyesi

 

Bir Romanın Hikâyesi, Çelişkiler, Bitmeyen Taslaklar, Hayat ve Muhasebe

Thomas Wolfe’den okuduğum ilk kitap Bir Romanın Hikâyesi oldu. Sırf adıyla ve kısalığıyla ilgimi çekmeyi başaran bu kitabı İngilizce aslından çeviren Atakan Karaduman olmuş. Ben Ganzer Kitap tarafından çıkan, Mart 2022 tarihli birinci baskısından okudum.





16 Haziran 2025 Pazartesi

Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri

 

Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri ve Benden Yazarlık Denemeleri

Danell Jones yirmi yıldır yazarlık dersleri veren bir akademisyenmiş. Virgina Woolf üzerine yaptığı çalışmalarla çeşitli ödüller de kazanmış ve iyi ki yazmış dediğim bu kitapla benim de karşıma çıktı: Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri





12 Haziran 2025 Perşembe

İlmihal Yahut Arzuhal

 

İlmihal Yahut Arzuhal, Sonradan Yapılan Eklentiler ve Çelme Takma Dönemi

Mustafa Kutlu’nun İlmihal Yahut Arzuhal kitabından bahsedeğim bugün sizlere. Bir deneme kitabı ve uzun süredir de Mustafa Kutlu okuyamıyordum. Onu da özlemişim. Bu vesileyle hazır böyle bir boşluk bulmuşken onun denemelerine de başlayayım dedim. Bizim de o yoğun dönemimiz geçti artık. O yoğun dönemimiz, Kurumlar, Geçiciler falan derken artık biraz soluk alabilecek hale geldik.





5 Haziran 2025 Perşembe

Zekâdan Dehaya

 

Zekâdan Dehaya, Temel Beceriler, 5 T’li Yorum ve Hayattaki Akıl Hocalarım

Ahmet Maraşlı’dan adeta bir eğitim programı niteliğindeki Zekâdan Dehaya kitabı, yazarla tanışmama da vesile olan olduğundan ayrıca önemli bir yerde benim için. Ve tabii ki manevi bir yeri de var aynı zamanda.





2 Haziran 2025 Pazartesi

Cam Kapının Ardında

 

Cam Kapının Ardında, Yazarlığın En Zor Yanı ve At Burcu Bir Kronik Hasta Olduğumu Öğrenmem

Natsume Söseki’den okuduğum ikinci kitap olan Cam Kapının Ardında’dan bahsedeceğim bugün sizlere. Yine benim bu Japon Klasiklerine olan sevdam… Natsume Söseki’yi de, sevdim yani kalemini. Gerçi kimi okusam seviyormuş gibi hissediyorum ama…





29 Mayıs 2025 Perşembe

Kirpinin Zarafeti

 

Kirpinin Zarafeti, Hayatın İçindekiler, Vaktinde Okumak ve Çay mı Kahve mi?

Muriel BARBERY, Kirpinin Zarafeti’ni o kadar güzel yazmış ki, pek çok ülkede çok satanlar listelerinde uzun süre kalmış ve iki milyona yakın nüsha satmış. Zaten yayımlandıktan üç yıl sonra, 2009'da “Le Herisson” ismiyle beyaz perdeye de aktarılmış, bizde de “Yaşamaya Değer” olarak çevrilmiş ismi. Ayrıca yazarımız 1993'ten beri çeşitli okullarda felsefe dersleri vermekteymiş. Ben bu kitabı Kırmızı Kedi Yayınevi’nin Mart 2014 tarihli üçüncü baskısını okudum ve çeviren Işık Ergüden’di.




26 Mayıs 2025 Pazartesi

Pandora’nın Kutusu

 

Pandora’nın Kutusu, Yapmacık İltifatlar, Kaçanların Kovalanması ve Havaalanı Hikâyem

Osamu Dazai’nin Pandora’nın Kutusu kitabından bahsedeceğim bugün sizlere. Pandora’nın kutusu açılıyor yani.




22 Mayıs 2025 Perşembe

Sadece Müzik

 

Sadece Müzik, Kendini Göstermeyen Anlam, Özgürleştiren Kısıtlamalar ve Zihnen İstifa Etme Hikâyem

Haruki Murakami’nin Sadece Müzik kitabını bir roman zannederek almıştım. Halbuki kapakta kocaman Seiji Ozawa da yazıyor ama ben Ozawa’nın çağımızın en büyük orkestra şeflerinden biri olduğunu bilmiyordum. Kısaca bu kitabın türü söyleşi ama Murakami’nin kaleminden çıktığı için özellikle yazmak ve yazarlıkla ilgili çok şey öğrenebileceğini düşündüm.