18 Aralık 2025 Perşembe
11 Aralık 2025 Perşembe
Raşōmon
Raşōmon, Kafeden Elektrik Almak, Tehlikeli Uygulamalar, Otobüste Sabah Sayfaları ve Yazarken Gelen Sarhoşluk
Ryunosuke Akutagawa’nın yazdığı Raşōmon’u Tokyo Manga yayınlarının 2023 tarihli 1. baskısından okudum. Çeviri de Yaren Yaman’a aitti. Etkileyici kapağından Raşōmon’u biraz gözümüzde canlandırabiliyorduk.
4 Aralık 2025 Perşembe
Candide ya da İyimserlik
Candide ya da İyimserlik, Livre de Chevet, Yazmaya Üşenmek, Kendi Yapay Zekamız, Bugonia ve Fanlık
Voltaire’in her yerde karşıma çıkan ve çok merak ettiğim “Candide ya da İyimserlik” kitabıyla karşınızdayım.
27 Kasım 2025 Perşembe
Kitaplar ve Sigaralar
Kitaplar ve Sigaralar, Mesleklerin İç Yüzü, Hata Yapan Programlar, Seçme Özgürlüğü ve Hiç Değişmeyen Bilim
George Orwell tarafından yazılan Kitaplar ve Sigaralar isimli Levent Konca’nın çevirdiği bu deneme kitabını Sel yayınlarının Ağustos 2013 tarihli ikinci baskısından okudum.
20 Kasım 2025 Perşembe
Kendini Arayan İnsan
Kendini Arayan İnsan, Hep Aynı Yolda Gitmek, Zamanı Damgalamak, Bir Çılgınlık Yapmak ve Louvre Müzesi’nin Soyulması
Rollo May’in Kendini Arayan İnsan kitabından bahsedeceğim bugün. Sonunda bitirebildim bu kitabı. Uzun zamandır birkaç hafta boyunca bitiremediğim tek kitap bu oldu sanırım.
13 Kasım 2025 Perşembe
Çay Kitabı
Çay Kitabı, Dikkat Etmeye Kalkmak, Çeviri, Sanat, Kibir, Boşluk ve Saygısız Sevginin Sonu
Okakura Kakuzō’nun yazdığı Çay Kitabı’yla karşınızdayım. Tokyo Manga yayınlarından çıkan bu kitabı 2024 Mart tarihli 1. Baskısından okudum ve çeviren İrem Aslan olmuş.
6 Kasım 2025 Perşembe
Gecenin Sonuna Yolculuk
Gecenin Sonuna Yolculuk, Göz Açtıran İç Kararması, Uykuda Şiir Ezberlemek ve Halının Altına Süpürdüklerimiz
Bugün Louis-Ferdinand Céline’in yazdığı Gecenin Sonuna Yolculuk kitabından bahsedeceğim. Özgün adı: Voyage au bout de la nuit ve çeviren de Yiğit Bener. Yapı Kredi Yayınları’ndan okumuştum ben bu kitabı.
23 Ekim 2025 Perşembe
Psiko Analist
Psiko Analist, Hayatın Akışı, Baştan Başlamak, Okurken Sesini Duymak, Yaptıkça Zorlaşan Tek Şey ve Bol Şekerli Sütlü Kahve İçmem
John Katzenbach’in Psiko Analist kitabıyla karşınızdayım bugün. Üzerinden çok uzun zaman geçti ve kitabı da biraz unuttum aslında.
16 Ekim 2025 Perşembe
İletişim Donanımları
İletişim Donanımları, Günlük Hediyeler ve O mu Bu mu Zihniyeti
Doğan Cüceloğlu’nun İletişim Donanımları’ndan bahsedeceğim bugün sizlere. 200 sayfayı biraz geçiyordu sanırım bu kitap ama o kadar güzel örnekler hayatın içinden böyle anılar hatıralar vardı ki okurken sık sık dedim yani benim bu kitapları bitirmem lazım.
9 Ekim 2025 Perşembe
Üzüntü İçin Bir Sığınak
Üzüntü İçin Bir Sığınak, Paslanmak, Davetsiz Misafir ve Uzun Hikâyem
Anne Booth yazmış, David Litchfield resimlemiş, Gamze Özdemir çevirmiş ve çok özel bir isim de hediye edince, bana da okumak düştü. Darısı başınıza diyelim ve aylar sonra beni kitap okumaya döndüren bu güzel resimli kitapla yeni bir sezonun açılışını yapalım.
25 Ağustos 2025 Pazartesi
Kırmızı Başlıklı Yazı
Kırmızı Başlıklı Yazı
İlk defa fantastik bir hikâye yazmaya çalıştım. Daha da önemlisi bin kelimeyi geçmemeyi ve tam bin kelimeye sığdırmayı başardım. Her türlü yorum, öneri ve eleştirinize açığım.
Ali o gün yazmaktan vazgeçmişti. Çünkü küçücük parmakları kurşun kalemi tutmaktan yara olmuştu. Bu acıya daha fazla dayanamayacağını düşünerek babasının yanına gitti.
“Ben artık okula gitmeyeceğim.” dedi ve anlatmaya başladı. Günlerdir aynı şeyleri defterine çizmekten bıkmıştı. Üstelik parmakları da acıyordu. Zaten okuma yazma öğrenmek hiç öyle hayallerindeki gibi değildi.
Sınıfta tahtaya yazılan cümleler bir türlü gözünün önünde canlanmıyordu. Dahası bunlar hiç çizgi romanlarda geçebilecek cümlelere de benzemiyordu. Boşuna diretmişti okula başlamak için.
Babası bunları duyunca üzüldü. Ali’nin elini tuttu, öptü, kokladı minicik parmaklarını. Ne diyeceğini bilemedi bir an ama beklenmedik şekilde hak verdi oğluna. “Doğru söylüyorsun” dedi. Biraz duraksadıktan sonra: “Yazmak çok zor bir şeydir. Fakat sana yarın çok güzel bir kalem alacağım. Gör bak onunla ne kolay yazacaksın. Yazdığın her şey de gözünün önüne gelecek. Tıpkı benim sana küçükken okuduğum masallarda olduğu gibi.” dedi ve sordu: “Hatırlıyor musun sana ilk okuduğum masalı?”
“KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ”, diye bağırdı Ali.
İlk defa ödevini bile bitirmeden yattı o gece. Yarın sabah yine okula gidecekti ama onu uyutmayan kalemin hayaliydi. Acaba nasıl bir kalemdi bu? Sınıfta da görmüştü arkadaşlarında değişik değişik kalemler. Öğretmen de bazen tükenmez kalem diye bir şeyle yazıyordu. Ali’nin gözünden kaçmamıştı bu. Sonra sorup öğrenmişti ne olduğunu. Silinmiyordu onunla yazılanlar. Bu yüzden onların kullanması yasaktı. Ya babam bunu bilmiyorsa ve bana bir tükenmez kalem alırsa diye korktu ama küçük bedeni uykuya daha fazla direnememişti...
Rüyasında babası, siyah bir kutu içerisinde güzel bir kalem hediye etti ona. Kutuyu açtıktan sonra ise konuşmaya başlamıştı kalem. “Benimle yazdığın her şey, gözünde canlanacak!” dedi. Anlayamamış, bunun nasıl olacağını soracak olmuştu ki babasının karşısında olmadığını fark etti. Annesinin olduğu yerde de öğretmeni vardı şimdi. Birden sınıfındaydı ve herkes defterine eğik çizgiler çiziyordu. Çizgiler aniden defterden fırlamış, karşısında yüzlerce büyüklü küçüklü şekilde dizilmiş, yavaş yavaş üzerine geliyordu…
Annesinin sesiyle uyandı ama hiç uyuyamamış gibi yorgundu. Normalde olsa kahvaltıyı gözü görmezdi. Ancak yeniden uyumaya kalkarsa gördüğü kâbusun devam etmesinden korkuyordu. İstemeye istemeye bir şeyler yedi ve önlüğünü giyip çantasını sırtlandı.
Dersler bitmek bilmedi bir türlü. Teneffüsler bile sıkıcı geliyordu artık. Aklı fikri akşam gelecek olan kalemdeydi. Acaba yazarken her şey nasıl canlanacaktı? Okumayı öğrenmek hiç beklediği gibi kolay değildi ama yine babası anlatmıştı bir keresinde: “Okumak; yemek, içmek gibi bir ihtiyaçtı.”
Babasına asansördeki rakamların altındaki noktaları sorduğunda Braille alfabesinden bile bahsetmişti ona. İnsan göremese bile kabartılmış bu noktalar sayesinde okuyabiliyordu. Çünkü insan okumazsa bunun açlığını yaşardı. Babasının bu akşam getireceği kalemle hâlâ yazmakta zorluk çekiyorsa eğer, en azından okumayı sökene kadar yazmaya devam edecekti. Dün bunun sözünü vermişti.
Eve döndüğünde artık bütün harfleri bitirdiklerini söyledi annesine ve yarın fişlere geçeceklerinin müjdesini verdi. Hemen çantasını çıkarıp salona koştu. Televizyonun karşısına kuruldu. Çizgi film seyretme bahanesiyle babasını beklemeye koyuldu.
Aradan birkaç saat geçip akşam yemeği vakti gelince zil çaldı. Sanki zile ses veren kuşun sesi bile bir başka çıkıyordu. Kapıyı açınca hiç ummadığı bir manzarayla karşılaştı.
Babasının elinde rüyasında gördüğü o siyah kutunun aynısı duruyordu. Birden korktu. Sakın bu kalem de kalkıp benimle konuşmaya başlamasın, diye düşündü. Oğlunun yüzündeki değişimi fark eden babası, kutuyu beğenmediğini zannedip endişelendi. Lakin durumun çok daha ciddi olduğunu yemekte Ali’nin rüyasını anlatmasıyla anlayacaktı…
Yemekten sonra sihirli kalem diye bir şey olmadığını öğrendi Ali. Asıl sihir yazmaktı. Bütün bu tekrarları, aynı çizgileri çizmeyi hep alışsın diye yapmışlardı. İşin bundan sonrası kolaydı. Öyle demişti babası. Önce okumayı sökecekti. Sonra da başından geçen bütün maceraları yazabilecekti.
O siyah kutudan 0.7 uçlu ve hemen tepesinde döndürdükçe içinden beyaz bir silgi çıkan, siyah bir kalem çıktı. Tutuşu kolaylaştıran yumuşak bölümü sayesinde artık yazarken eli de acımıyordu. Yarın okulda başlayacakları fişleri düşünerek, elinde kalemiyle uykuya daldı…
“Ali ata bak.”
Böyle seslenmişti sınıfa öğretmeni. Ali şaşırmış, atın burada ne işi var diye düşünmüştü. Tüm sınıf tekrarlayınca çaresizce sürüye uyup bağırdı:
“ALİ ATA BAK.”
Şimdi bu cümleyi bir sayfa boyunca her satıra yazacaklardı. Yine başlamıştı işte. Aynı çizgileri çizmiyorlardı belki ama aynı harfleri yazıp durmaya devam ediyorlardı. Üstelik ortada ne at vardı ne de ona atı işaret eden birileri. O halde ne diye bağırmıştı hepsi birden Ali diye.
Sonra yeni kalemiyle yazmaya başladı. Ali ata bak. Gözünün önüne hiçbir şey gelmiyordu. Harflerin tamamını öğrenmişti. Arkadaşlarının çoğu rahatlıkla okuyabiliyordu. Ama bu cümle ona çok saçma gelmişti bir kere. Hiçbir mantığı yoktu. Sonra o inanılmaz olay gerçekleşti. Kalem dile gelmemişti fakat eli bir refleks gibi müthiş bir hızla yazmaya başlamıştı:
“Harflerin üzerine dokun.”
Yazdığı bu cümleyi okumaya çalışırken şok oldu. Okuyabiliyordu ama bunu ona kim yazdırmıştı? Daha önce yazdıkları gibi bir yere bakarak da yazmamıştı üstelik. Sonra işaret parmağıyla “Ali ata bak.” cümlesinin üzerine doğru yaklaştı. Olacaklardan korkmasına rağmen kendisinde bunu yapmaktan alıkoyacak bir güç bulamıyordu.
A harfi birden küçük bir eve dönüştü. Evin içinden l harfi gibi duran babası çıkmıştı. Kendisini ona bakan küçük bir i harfi olarak gördü. Daha babasının sesini duymadan “ata” iki tekerlekli bir bisiklete dönüştü. Tıpkı okumayı söktüğünde babasının alacağı bisiklete benziyordu. Ali buna artık şaşıramıyordu bile. Derken babası seslendi: “Ali ata bak.” O anda eski filmlerde gördüğü gibi arkası kapalı bir at arabasına dönüşmüştü b ve a harfleri. Küçük k harfiyse şaha kalkmış bir at halini almıştı.
Heyecanla ayağa fırlayıp “Okumayı öğrendim!” diye bağırdı.
Herkesin neden bağırdığını, o atın ne kadar güzel durduğunu, okumanın, yazmanın ne kadar büyüleyici bir şey olduğunu sonunda anlamıştı. Bunu herkese anlatmalıyız, o atı herkese göstermeliyiz diye düşünürken, elindeki kalem onu yazmaya zorladı:
“Bu sır aramızda kalmalı.”
“Ama neden”, dedi Ali. O sırada öğretmeni uyardı. Bu kez sesi gereğinden fazla çıkmıştı. Tekrar yazmaya, yazarken bir yandan da okumaya başladı:
“Söylersen, inanmazlar.”
“O zaman babama söylesem,” dedi Ali. “O bana hep inanır.” Yeniden yazmaya başladı:
“Ona bu yazıyı oku.”
Kendi kendine konuşmuyor, kendi kendine yazışıyordu artık. Bu eşsiz bir deneyimdi. Sonra öğretmeninin ısrarla söylediği şeyi -kırmızı kalemle bir başlık yazması gerektiğini- hatırladı. Ve babasının aldığı bu kalemle yazmazsa, böyle yazamayacağını çok iyi biliyordu. Bunları düşünürken kendiliğinden yazmaya devam etti:
“Kırmızı yazmak için kırmızı kaleme ihtiyacın yok.”
Bu defa kalemin ne demek istediğini anlayamadı ama eli çoktan sayfanın başındaki büyük boşluğa doğru yönelmişti. Yazarken gözünün önüne babasının ona okuduğu ilk masal olan kırmızı başlıklı kız geldi. O da bu akşam ilk yazısını babasına okuyacaktı.
21 Ağustos 2025 Perşembe
Yaşama Tutunmak İçin Nedenler
Yaşama Tutunmak İçin Nedenler, Aynı Şeyleri Sevmek, Yalnız Olmadığını Bilmek ve Kitaplara Sarılmak
Bugün Matt Haig’in “Yaşama Tutunmak İçin Nedenler” kitabından bahsedeceğim. Orijinal dilinde “Reasons to Stay Alive” ismini taşıyor.
18 Ağustos 2025 Pazartesi
Soytarı Çiçekleri
Soytarı Çiçekleri, Hayatın Çelişkileri, Gülünç Hallerimiz ve Sürekli Söylediğimiz Sözler
Osamu Dazai’nin Soytarı Çiçekleri ile karşınızdayım bugün. Bu kitabı biraz geç okumuş olduk. Aslında İnsanlığımı Yitirirken’den önce okumam gerekiyormuş. Okurken onu anladım ama tabii bilmiyordum bunu.
14 Ağustos 2025 Perşembe
Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu
Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu, Önkoşullar, Sonsuzluk, Ölümlülük ve Aracılık
Bugün sizlere Haruki Murakami’nin, adını sürekli yanlış söylediğim “Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu” kitabından bahsedeceğim. Uzun süre bu kitabın adını da hep yanlış söyledim — “Haşlanmış Yumurta” diye. Çünkü zaten çok garip bir ismi var.
11 Ağustos 2025 Pazartesi
Değişim
Değişim, İlk Gelen Teknoloji, Prototip İnsanlar ve Önemli Arkadaşlar
Mo Yan’dan okuduğum ilk kitap Değişim oldu. Bugün sizlere ondan bahsedeceğim. 2012 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar Mo Yan’ı neden bu zamana kadar hiç okumadığımı bilmiyorum ama bu kitap hep aklımdaydı.
7 Ağustos 2025 Perşembe
Zargana
Zargana, Kendi Hayatında Kaybolmak ve 6 Gün İş, Yol + Yemek + Dolgun Ücret
Bugün sizlere Hakan Günday’ın Zargana romanından bahsedeceğim. Bu kitaba büyük bir merakla başladım, ancak öncesinde neden bu kitabı okuduğumu da kendimce açıklayayım.
4 Ağustos 2025 Pazartesi
Kiraz Çiçeklerinin Altında
Kiraz Çiçeklerinin Altında, Sonsuz İstekler, Usta Eller, Reacher ve Station 11
Bugün Ango Sakaguchi’nin “Kiraz Çiçeklerinin Altında” kitabından bahsedeceğim. Bu yazarı daha önce hiç duymamıştım. Yine Japon edebiyatından, Japon klasiklerinden ilerliyoruz.
31 Temmuz 2025 Perşembe
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, Yorgunluk, Dalgınlık, Arzu ve İrade Salonları
Peyami Safa ile Yalnızız’dan sonra kolay kolay yollarımızın kesişmeyeceğini düşünüyordum ve aslında düşündüğüm gibi de oldu. Aradan geçen yıllarda bir gün bile elim Peyami Safa’nın kitaplarına gitmedi ama okuma grubum sayesinde Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’nu gece üçlere kadar okuyup bitirdim.
28 Temmuz 2025 Pazartesi
Gölgeye Övgü
Gölgeye Övgü, Podcast Nasıl Dinlenmeli ve Ortaya Karışık Medeniyet
Cuniçiro Tanizaki’den okuduğum ilk kitap Gölgeye Övgü oluyor. Çünkü bu hafta kütüphane ziyaretimde karşıma çıkan o oldu. Orada her zamanki koltuğuma yerleştim ve bir saat içinde bitirip notlarımı çıkardım.
24 Temmuz 2025 Perşembe
İmajınızı Nasıl Alırsınız
İmajınızı Nasıl Alırsınız, Mülakat Tüyoları, Sunum Teknikleri ve Beni Şikayet Eden Gıcık Kız
Suna Kabadayı’nın “İmajınızı Nasıl Alırsınız?” kitabı aslında bbiraz daha uzun bir başlığa sahip. Sığmaz diye bu kadarını yazmıştım. “İçten Dışa Kişisel İmaj Yönetimi” alt başlığını taşıyor.
21 Temmuz 2025 Pazartesi
İnsanlığımı Yitirirken
İnsanlığımı Yitirirken, Hediyeyle Şekil Verme ve Yorumlarda Gerçekten Bilmeyerek Yanlış Anlaşılmam
Osamu Dazai ve onun yıllardır okumaya korktuğum kitabı İnsanlığımı Yitirirken ile karşınızdayım. Hiç de öyle normal bir insanı bile depresyona sokabilecek bir kitap değilmiş aslında. Boşu boşuna bekletmişim bu zamana kadar diye düşündüm bu romanı bitirdikten sonra.
17 Temmuz 2025 Perşembe
Kuş Köprü
Kuş Köprü, Geçemediğimiz Sınavlar, Seçemediğimiz Hayatlar ve Kıramadığımız Tuğlalar
Sencer Olgun’un ilk romanı olan Kuş Köprü’ye sonunda başlayabildim. Uzun süredir aklımdaydı aslında ama en azından şöyle bir hafta gibi kafamı tamamen toplayabileceğim bir zaman dilimini beklemiştim. Ancak bitirdikten sonra o kadar etkilendim ki, kendimi toparlamam da iki, üç günümü aldı diyebilirim.
14 Temmuz 2025 Pazartesi
Bir Budalanın Yaşamı
Bir Budalanın Yaşamı, Berbat Eşler, Hayırsız Evlatlar, Kötü Babalar, Hayaller ve İnançlar
Bugün Ryunosuke Akutagawa’nın “Bir Budalanın Yaşamı” kitabından bahsetmek istiyorum. Daha önce “Cehennem Manzarası”nı okumuştum ve kendisiyle o kitap sayesinde tanışmıştım. Şimdi ise sanki biraz da beni anlatıyormuş gibi hissettiğim “Bir Budalanın Yaşamı” ile karşılaştım.
10 Temmuz 2025 Perşembe
Kayıp Arkadaş
Kayıp Arkadaş, Günümüzün Gözetleme Kuleleri, Tarihi Yazanlar ve Hesaba Katılmayan İnsanlar
Bu kitabı okuyalı aslında yaklaşık bir hafta kadar oldu ve o bir hafta içinde başka herhangi bir şey okuyamadım. Bu kitabı da oldukça uzun bir sürede bitirebildim. Uzun zamandır böyle bir okuma tıkanıklığı yaşamamıştım — bazen böyle durumlar olabiliyor tabii.
7 Temmuz 2025 Pazartesi
Burçlar
Burçlar, Astrologlar, Müneccimler, Yıldızlar ve Zararların En Dehşetlisi
Dr. Sevim Asımgil tarafından yazılan Burçlar kitabını kütüphanede görünce şöyle bir bakayım dedim ve yaklaşık bir saatte nasıl bitti ben de anlamadım. 2012 yılından beri neredeyse her sene ödünç alınmış ve kitabın birçok yeri çizilmiş, karalanmıştı.
3 Temmuz 2025 Perşembe
Cehennem Manzarası
Cehennem Manzarası, Mükemmeliyetçi İşkolikler, Gösterişçi Hayırseverler ve Rengarenk Örümcek Ağları
Ryünosuke Akutagawa, Cehennem Manzarası kitabında sadece birkaç sayfa sürse de bir kısa hikâye daha var: Örümcek İpliği. Japon kısa hikâyeciliğinin babası olarak biliniyormuş zaten yazarımız ve gerçekten bu iki hikâye de çok çarpıcı.
30 Haziran 2025 Pazartesi
Kıskanmak
Kıskanmak, Zorlama Negatif Karakterler, Sıfır Sorumluluk ve Sinsilik
Nahid Sırrı Örik’in Kıskanmak kitabından bahsedeceğim bugün. Her ne kadar, uzun bir süre bahsetmemeyi düşünsem de yine de okuduk madem o kadar -üstelik bir de okuma grubumla okuduğum için bu kitabı- derinlemesine de inceledik.
26 Haziran 2025 Perşembe
Kinyas ve Kayra
Kinyas ve Kayra, Asgari Disiplin, İğrenç Gelenekler ve Dumanla Haberleşmek
Hakan Günday ve onun sürekli alıntılarıyla karşılaştığım kitabı Kinyas ve Kayra’dan bahsedeceğim bugün sizlere. Açıkçası bu kitabın böyle biteceğini, başlarda beni bu kadar kötü hissettirirmiş sonunda beni bu kadar şaşırtacağını hatta yer yer ağlatacağını asla tahmin edemezdim.
23 Haziran 2025 Pazartesi
Ceza Sömürgesi
Ceza Sömürgesi, Distopyanın Görevi, İnsanlık Suçu ve Dip Noktası
Franz Kafka’nın daha önce okuyup okumadığımı hatırlamadığım ve o yüzden tekrar okuduğum Ceza Sömürgesi’nden bahsedeceğim bugün sizlere.
19 Haziran 2025 Perşembe
Bir Romanın Hikâyesi
Bir Romanın Hikâyesi, Çelişkiler, Bitmeyen Taslaklar, Hayat ve Muhasebe
Thomas Wolfe’den okuduğum ilk kitap Bir Romanın Hikâyesi oldu. Sırf adıyla ve kısalığıyla ilgimi çekmeyi başaran bu kitabı İngilizce aslından çeviren Atakan Karaduman olmuş. Ben Ganzer Kitap tarafından çıkan, Mart 2022 tarihli birinci baskısından okudum.
16 Haziran 2025 Pazartesi
Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri
Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri ve Benden Yazarlık Denemeleri
Danell Jones yirmi yıldır yazarlık dersleri veren bir akademisyenmiş. Virgina Woolf üzerine yaptığı çalışmalarla çeşitli ödüller de kazanmış ve iyi ki yazmış dediğim bu kitapla benim de karşıma çıktı: Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri
12 Haziran 2025 Perşembe
İlmihal Yahut Arzuhal
İlmihal Yahut Arzuhal, Sonradan Yapılan Eklentiler ve Çelme Takma Dönemi
Mustafa Kutlu’nun İlmihal Yahut Arzuhal kitabından bahsedeğim bugün sizlere. Bir deneme kitabı ve uzun süredir de Mustafa Kutlu okuyamıyordum. Onu da özlemişim. Bu vesileyle hazır böyle bir boşluk bulmuşken onun denemelerine de başlayayım dedim. Bizim de o yoğun dönemimiz geçti artık. O yoğun dönemimiz, Kurumlar, Geçiciler falan derken artık biraz soluk alabilecek hale geldik.
5 Haziran 2025 Perşembe
Zekâdan Dehaya
Zekâdan Dehaya, Temel Beceriler, 5 T’li Yorum ve Hayattaki Akıl Hocalarım
Ahmet Maraşlı’dan adeta bir eğitim programı niteliğindeki Zekâdan Dehaya kitabı, yazarla tanışmama da vesile olan olduğundan ayrıca önemli bir yerde benim için. Ve tabii ki manevi bir yeri de var aynı zamanda.
2 Haziran 2025 Pazartesi
Cam Kapının Ardında
Cam Kapının Ardında, Yazarlığın En Zor Yanı ve At Burcu Bir Kronik Hasta Olduğumu Öğrenmem
Natsume Söseki’den okuduğum ikinci kitap olan Cam Kapının Ardında’dan bahsedeceğim bugün sizlere. Yine benim bu Japon Klasiklerine olan sevdam… Natsume Söseki’yi de, sevdim yani kalemini. Gerçi kimi okusam seviyormuş gibi hissediyorum ama…
29 Mayıs 2025 Perşembe
Kirpinin Zarafeti
Kirpinin Zarafeti, Hayatın İçindekiler, Vaktinde Okumak ve Çay mı Kahve mi?
Muriel BARBERY, Kirpinin Zarafeti’ni o kadar güzel yazmış ki, pek çok ülkede çok satanlar listelerinde uzun süre kalmış ve iki milyona yakın nüsha satmış. Zaten yayımlandıktan üç yıl sonra, 2009'da “Le Herisson” ismiyle beyaz perdeye de aktarılmış, bizde de “Yaşamaya Değer” olarak çevrilmiş ismi. Ayrıca yazarımız 1993'ten beri çeşitli okullarda felsefe dersleri vermekteymiş. Ben bu kitabı Kırmızı Kedi Yayınevi’nin Mart 2014 tarihli üçüncü baskısını okudum ve çeviren Işık Ergüden’di.
26 Mayıs 2025 Pazartesi
Pandora’nın Kutusu
Pandora’nın Kutusu, Yapmacık İltifatlar, Kaçanların Kovalanması ve Havaalanı Hikâyem
Osamu Dazai’nin Pandora’nın Kutusu kitabından bahsedeceğim bugün sizlere. Pandora’nın kutusu açılıyor yani.
22 Mayıs 2025 Perşembe
Sadece Müzik